

Ürün Bilgi Formu
Akşam Sefası Çay Seti nedir?
Kurumsal firmaların satın alma, İK ve pazarlama departmanları için prestijli bir premium kurumsal hediye seçeneği olan Akşam Sefası Çay Seti; geleneksel Türk misafirperverliğini modern ve lüks bir tasarımla ofislere taşıyan özel bir konsepttir. Sette ‘el işçiliği’ en önemli özellik olarak göze çarpmaktadır. Cam şekerlik, cam üfleme sanatıyla üretilmiş tamamı el yapımı bir üründür. (Aşağıdaki videoda ⬇️ bu uygulamayı görebilirsiniz.) Hem çay bardakları hem de şekerlik el boyamasıdır. Bu haliyle set; kurumsal hediye, VIP iş ortaklığı ve bayram/özel gün tebriklerinde firmaların markasını en zarif şekilde temsil etmek üzere tasarlanmıştır. Şirketlerin aradığı premium hediyelik kahve ve fincan setlerine yenilikçi ve kültürel bir alternatif sunarak, iş ilişkilerinizde unutulmaz bir bağ kurmanızı sağlar.
- El dekorlu cam tabak (2 adet)
- El imalatı ve el dekorlu cam şekerlik (1 adet)
Akşam Sefası Çay Seti kurumsal firmalar için neden doğru bir hediye tercihidir?
Türk kültürünün vazgeçilmez bir parçası olan çay ritüeli; demlenmesinden sunumuna kadar estetik ve özen gerektiren bir keyif sürecidir. Hem günlük kullanımda hem de misafir ağırlarken sunumun göze hitap etmesi büyük önem taşır. Akşam Sefası Çay Seti, tamamen el emeğiyle boyanmış zarif tasarımıyla bu kültürel geleneği modern ve prestijli bir hediyeliğe dönüştürüyor.
Kurumsal hediye arayışında olan firmalar için yenilikçi, hikayesi olan ve akılda kalıcı alternatifler sunmak kritik bir öneme sahiptir. Akşam Sefası Çay Seti, özellikle şu avantajlarıyla öne çıkar:
- Özgün Tasarım ve El İşçiliği: Setteki çay bardakları ve şekerlikler, ustaların elinden çıkma, tek tek elle boyanmış benzersiz parçalardır. Bu da her setin kendine has bir karaktere sahip olmasını sağlar.
- Kurumsal Hediyede Fark Yaratır: Kurumsal hediye arayışındaki firmalar için sıradan değil, akılda kalıcı bir seçenektir. Özellikle yabancı iş ortakları ve müşteriler için çay, Türk kültürünün en tanıdık sembollerinden biri olduğundan, bu özel tasarım setler büyük beğeni toplar.
- Logo Baskılı Hediye Kutusu: El yapımı karton hediye kutusunun kapağına altın varak ile firma logosu basılabilir. Böylece kutu, hem şık bir sunum hem de etkili bir kurumsal tanıtım aracına dönüşür.
- Etkinlik ve Tanıtımlara Uygun: Kurumsal etkinlikler, açılışlar, yıl dönümü kutlamaları veya iş ortaklarına özel teşekkür hediyeleri için zarif ve anlamlı bir tercih sunar.
- Yabancı İş Ortakları İçin İdeal: Çay kültürünü Türkiye ile özdeşleştiren yabancı misafirler ve iş ortakları için yüksek manevi değere sahip, prestijli bir kültürel hediyedir.
- Estetik ve Fonksiyonellik: Çay keyfini görsel bir şölene dönüştürürken, sunumlara şıklık katar.
Çayın Tarih Yolculuğu
Çay, sanılanın aksine Türkiye’ye çok geç girmiştir. Dünyada en çok çay tüketen ülkeler arasında Türkiye’nin bulunmasına rağmen, Türkler 1900’lü yıllara kadar çayı tanımıyorlardı. Osmanlıdan gelen kültürle Türkler tam bir ’kahve tiryakisi’ idi. Fakat bugün Türkiye'de çay, sudan sonra en sık tüketilen içecek haline gelmiştir.
Çay hakkında kısa bir tarih yolculuğu yapacak olursak; Çince ‘Ça’ kelimesinden türetilmiştir. Bütün diller çay için bu kökten ürettikleri kelimeleri kullanırlar. İlk olarak çaya Çin’de M.Ö. 2700 yıl önce yazılmış olan belgede rastlanılmıştır. Fakat kayıtlar yalnız ilaç olarak kullanıldığını belirtmektedir.
Çayın Çinlilerin milli içeceği olması, ancak milattan 400 yıl sonradır. Orta çağlarda ticari ilişkilerin başlamasıyla beraber yavaş yavaş çayın kıymeti de anlaşılmış ve bütün dünyaya yayılmıştır. Miladi 350 yıllarında Çinliler gemilerle Seylan’a gidiyorlar ve mallarını Arap ve İran gemilerinin getirdiği mallarla takas ediyorlardı. 8.yüzyıldan itibaren Arap ve İran gemileri Çin’e kadar gittiler. 15.yüzyıldan itibaren çay karayoluyla Orta Asya’ya geldi ve böylece Tibetliler onu genel olarak kullanmaya başladılar.
Avrupa çay hakkındaki haberleri ancak Haçlı seferleri sırasında alabildi. İlk olarak 16.yüzyılda meşhur seyyahlar Giovanni Battista Ramusio (1559), L. Almedia (1588) ve Tareira (1610) çaydan bahsetmişlerdir. Fakat çayın hazırlanması hakkında kesin bir bilgi vermemişlerdir. 1610 yılında Hollanda-Doğu Hindistan şirketinin gemileri ilk çayı Hollanda’ya getirdiler ve çok geçmeden sevilen bir içecek oldu. Paris’e ilk çay 1635’te, Londra’ya 1650’de geldi. Rusya’ya karayolundan 1638’de ulaştı. Almanya’ya ise 1647 yılında girdi. Çayın halk tarafından da benimsenmesi birçok doktorun bunu tavsiye etmesinden ileri gelmiştir.
Yapılan araştırmalara göre Türkler'in çayla tanışıklığı Orta Asya’ya 12.yüzyıla dayandığını söyleniyor. Bir Kazan Kırım Türk'ü ve dil islahatçısı olan Abdül'l-Kayyum Nasıri'nin kitabı Fevakihü'l-Cülesa'da ilk çay içen Türk'ün Hoca Ahmet Yesevi olduğu yazılıdır.
Türkiye’de çay ziraatına ait ilk denemeler, II.Abdülhamit zamanında 1888 senesinde Bursa’da yapılmış ve başarılı sonuçlar alınamamıştır. 1924 senesine Kafkasya’dan getirilen tohumlar ile Rize’de bazı denemeler yapılmış ve iklime uygun tohum kullanıldığı için iyi neticeler alınmıştır. 1939 yılında çıkartılan kanun ile çay ziraatı büyük bir hızla gelişmiştir. Çay yetiştirme işi memleketimizde ilk önce Rize civarında başlamış ve zamanla yayılmıştır. Bugün Karadeniz sahilinde Sürmene’den Hopa’ya kadar olan bölgede, sahilden 500 m’ye kadar yükseklikte olan yerlerde çay yetiştiriciliği yapılmaktadır.
Günümüzde çay kültürümüzle öyle özdeşlemiştir ki; sohbetlerin, ikili muhabbetlerin, yorgunluk atmanın, keyif yapmanın, konuşmaya girmenin, ortamı ısıtmanın olmazsa olmazıdır. Sabah kalkar çay içeriz, işte çay içeriz, öğle yemeğinden sonra içeriz, ikindi çayımız vardır, akşam çayımız var, iftar sonrası ilk işimiz çay içmektir, akşam çay içmeden yatmayız. Kısacası biz gün boyu çay içeriz. Bu kadar içimize giren bir içecek olunca da, ister istemez dilimizde çay ile ilgili birçok deyim çıkmıştır… Tavşan kanı çay, kıtlama çay, çayı höpürdetmek, paşa çayı, çay ikram etmek… Çaya, tarçından, karanfilden tutun zencefile kadar birçok ekleme yapanımız da çoktur.



